Küresel ısınmaya sebep olarak Land Rover’ı göstermek abesle iştigal olsa gerek. Sadece Land Rover değil tabii ki bütün 4x4’lerden bahsediyorum. Kocaman ve havayı kirletmekle suçlananlardan. Sanki Land Rover’ın otomobilleri Gulf Stream akıntısını durduracak, Kilimanjaro dağlarındaki karları eritecek ve kutuplardan dev buzulların kopmasını sağlayacak. Adama gülerler. Gulf Stream akmaya devam ediyor, Kilimanjaro’nun karları ormanları yok ettikleri için eriyor, Antartika’da buzullar son zamanlarda aksine sertleşiyor. Bir dezenformasyon var anlayacağınız. Bütün saydığım kötü senaryolarda Freelander’ınızın da ufak bir payı olduğunu düşünsenize.
Pahalı SUV’ları kullanan zengin kesim ölümlü insanlara daha yukarıdan bakabiliyor. İstanbul’da devasa 4x4’ler kullanmak budalaca bir davranış olabilir. Asla hızlı gidemiyorsunuz, yakıtı sakız gibi çiğneyip doğru dürüst bir park yeri bile bulamıyorsunuz. Her neyse boş verin bunları, paranız varsa Bugatti de alın, Range Rover da. Gelin biraz da Land Rover Freelander 2’deki yeniliklere bakalım...
Freelander 2’nin donanım seviyesi artırıldı, Premium GS ve Premium XS adı verilen yeni donanım paketleriyle artık kullanıcılar daha da lüks bir otomobil kullanma şansına sahipler. Yani 2009 model Freelander 2’lerde motor aynı, ancak donanım daha zengin. Bizim kullandığımız ve şu an fotoğraflarına bakmakta olduğunuz araç ise Land Rover Freelander 2 Premium XS.
Neredeyse diğer tüm markaların ‘off-road’ kavramını gerçek anlamından çıkararak, ürettikleri modelleri sadece yoldaki tümsekleri geçebilecek ve diğer araçlara üstten bakabilecek hale getirdiği bir ortamda Land Rover, tüm modellerini safkan off-road’lar olarak üretmeyi başardı. Ancak Freelander 2’yi gördüğüm zaman LR’nin de bu akıma yenik düştüğü ve müşterilerin talepleri doğrultusunda lüksü artırarak daha kibar ve daha iyi yol performansına sahip bir araç ürettiği fikrine kapılmadan edemedim. Kaba hatlarıyla yolu adeta yutacakmış gibi duran eski Freelander günlerinin geride kaldığını düşündüm. Yanıldığımı ise üç gün sonunda anladım.

