Ateşli yeni jenerasyon Subaru Impreza, eski STI’ın büyüsünü yakalamakta zorlanıyor.
Şimdi, eski bloğu yeniden bulmak gerekiyor. Ama ben burada, bir motoru yeniden birleştirmekten bahsetmiyorum. Eski modelin sıra dışı görünümünü; hala dört çeker olmasına rağmen kimilerine göre ikinci sınıf, sıradan bir kasayla değiştiren Subaru’nun yeni Impreza’sı, bütün dünyayı şaşırttı. Ayrıca çerçevesiz camlar da gitmişti.
Subaru Impreza’nın görünüşü daha genel hale getirilmeliydi’ diye savunma yapsa da, bu yeni otomobilin kült bir model haline gelme şansı çok fazla yok gibi. Gerçekten de öyle mi? Bu gördüğünüz otomobilde de umut olabilir. Aslında olmalı da, çünkü bu yeni Impreza STI, Japon firmasının şu anki Impreza jenerasyonunun kaybolan ruhunu bulmak için son şansı. Artık alışılmış olan formül, güncellendi ve yeni bir gövdenin içine yerleştirildi. İşini iyi yapan, turboşarjlı, dört silindirli motor hala 2475 cc. Ancak ünite, eskisi gibi 276 beygir değil, 296 beygir güç üretiyor. Ayrıca ekstra tork değeri de cabası. Değişken kam zamanlamaları ve daha büyük intercooler’ın neden seçildiği anlaşılıyor. Vites kutusunda ise, Impreza’nın ikinci vitesteki sorununun ortadan kaldırmak için üç konili bir senkron sistemi kullanılmış. Ünite, artık gövde de daha alçakta yer alıyor.
Eski STI ile karşılaştırıldığında iz açıklığı daha geniş, dingil mesafesi 95 mm daha uzun, arka taraftaki destekler yerine kontrol bağlantılı çift salıncak sistemine gidilmiş. Ön tarafta da, geliştirmeler var tabii ki; arkada tork dağıtıcı var ve gaz pedalının tepkileri de keskinleşmiş. Peki bu yenilikler gerçek sürücüler için mi, yoksa elektronik zırvalıklar mı? Bunu birlikte göreceğiz.
Öncelikle, STI’ın görünüşüyle ilgili büyük bir sorunu var. Öncelikle böcek gözlü ikinci jenerasyon Impreza, yapılan makyajlamanın ardından unutuldu bile. Ancak yeni Impreza’nın zayıf, son derece sıradan ön görünümü, günümüzde üretilen tüm yeni otomobillerle neredeyse aynı. Sanki bu tasarım, Seul’de batı dünyasıyla asla temas etmemiş karanlık bir tasarım ofisinin işiymiş gibi. Bu pek de parlak olmayan temelin üzerinde Subaru, STI için daha geniş çamurluklar, geçmişteki tuboşarjlı Impreza’lardan alınmış gibi duran ve sis farlarını böğründe barındıran daha derin ön etek ile yeni bir ön ızgara eklemiş. Intercooler için kaputun üstünde devasa bir yarık var. Tabii ki ön tekerleklerin arkasında yer alan ve inteercoolerdan çıkan havanın tahliye edildiği yarıkları da unutmamak lazım. Arka spoiler? Arka difüzör? Bunlar olmadan STI olur mu? Otomobilin iç mekanı şoke edici. Deri ve alkantara kaplı koltuklar iyi. Yine de çok iyi desteğe sahip sportif Recaro koltukların seçimi tavsiye edilebilir. Ancak kapı içleri, iç mekan, orta konsol ve gösterge tablosu, kaya sertliğinde bir plastikle kaplı. Evet plastiğin rengi mat, ama bunu sağlayabilmek için elinizi çizecek kadar zımparalanmış sanki her şey. Yine de bir süper mininin içinde bile kaliteli malzemelerin kullanıldığı bir dünyada, Subaru’nun ne gibi bir düşünceyle böyle bir iç mekan ürettiğini anlamak imkansız.
Peki fark eder mi? STI’nın sürüş tecrübesi, her şeyi unutturur mu sizce? STI’yı hala bir kült olarak görenler için muhtemelen evet. Ancak Subaru’nun niyeti, daha geniş bir müşteri kitlesine ulaşmak ve Alman markalarını alanları Impreza’ya yönlendirmek değil miydi? Yine de Legacy modeli, eğer isterse Subaru’nun da şık iç mekanlar üretebileceğini kanıtlıyor. Durum, bir makyajla düzeltilebilir mi? STI’nın geliştirme şefi Hiroshi Mori “Çok zor. Yeni modelin değişiminin beklenmesi gerekiyor” diyor. İç kısmı umursamıyor ve sürüşe geçiyoruz. Fuji Speedway, hızlı, değişik kamberli virajlara sahip olan ve otomobili zorlayacak S virajları barındıran harika bir pist. Japonya versiyonu bir STI kullanıyorum, bu kasada iki litre olmasına rağmen daha kuvvetli (304 beygir) ve daha fazla tork üreten (420 Nm) bir motor var. Ancak bu iki değere de, biraz daha yüksek devirlerde ulaşılıyor. Lastiklerde, hala 245/40 R18 boyutlarında olsa da, Dunlop yerine Bridgestone tercih edilmiş. Hız göstergesi ve 190 km/s limitör dışında her şey aynı.
Pit yolunu terk ederken ilk izlenimim, (çift pervaneli turboya rağmen) turbo gecikmesinin hala mevcut olduğu yönünde. Ayrıca motorun sesi de hoş değil. Sürücü Kontrollü Orta Diferansiyel (DCCD) “Auto” modunda. Bu da ön/arka tork dağılımının 50:50 ile 41:59 arasında bir yerlerde ayarlanması demek. Aslında bu çok geniş bir ayar aralığı değil. İki aksta da Torsen diferansiyelleri var. Pistte STI, güvenli ama yumuşak bir karakter çizerken, devir yükseldikçe motor hayata dönüyor. Bu arada, burunun sert virajlarda önden kaydığını söyleyelim. Güç verirken çizgiyi daha da sertleştirme şansınız yok, otomobil genelde tembelmiş gibi bir his veriyor bize. Orta diferansiyeli gevşeten ‘Auto’ modunu deneyelim. Bu daha iyi. Arka taraf, artık burunun hızlı virajlarda yönünü bulmasına yardım ediyor, Fuji’nin gittikçe sertleşen sağ virajında, önden kaymadan daha az korkuyorum artık. (Bir de ‘Auto +’ modu var. Ama bu, daha çok kaygan zeminlerde maksimum çekiş ve minimum kuyruk oynaması için ayarlanmış.)
Subaru’nun ESP sistemi olan VDC, hala pist kullanımı için işe çok fazla karışıyor. Dolayısıyla ben, orta dereceli ‘Çekiş’ modunu seçiyorum. Yine de arka tarafla, eski STI’da olduğu gibi oynayamıyorum. Burundaki güven dolu ağırlık hissi, eğlenmemi engelliyor. Peki, işte size cevap… DCCD sistemini manuele alalım ve arka tarafın kullanımını maksimuma çıkaralım. Sonra da DVC’yi komple kapatalım.
İşte oldu. Yumuşak, tembel, önden kayma nedeniyle direksiyonu hiçbir şeye odaklanamayan otomobil gitti ve yerine köklerini keşfeden bir STI geldi. Şimdi gaz pedalı vasıtasıyla otomobili döndürebiliyorum, ön lastikler hızlı bir viraj girişi nedeniyle sersemlemiyor. Şimdi ana düzlük öncesindeki keskin viraj, iki aşama yerine, tek bir arkadan kayma hamlesiyle dönülebiliyor. Kısacası, bu sayede STI hayata dönüyor. STI’yı normal yollarda kullandığınızda, bu tork dağılımı sistemi kesinlikle faydalı olabilir. Aynı şey, üç farklı gaz haritalaması için de geçerli. Ancak bence, pek çok sürücü ‘Sport’ veya ‘Sport Sharp’ modlarından başka bir şey seçmeyecektir. Daha yumuşak ‘Intelligent’ modu ise, benzin tasarrufu yapılması için ayarlanmış. Söyleyecek söz bulamıyorum. Yeni STI, herkese uyan bir otomobil olmaya çalışırken, kendi kendisini ayağından vurma tehlikesiyle karşı karşıya.

