Yanınızdan drift yaparak geçen bir otomobilin Mercedes olma ihtimali yüzde kaç? Belki de o böyle konularda akla son gelen isim fakat şimdi ilk üçte kendine yer arıyor.
Yeni Mercedes C-sınıfı station’ın tavsiye etmeye değer pek çok özelliği var. 1500 litrelik maksimum yük kapasitesiyle sınıfının lideri. 3.5 litrelik V6 fazlasıyla akıcı bir motor. Yol tutuşu bir harika. Bagaj kapağında giysi askıları bile mevcut. Aynı zamanda Mercedes’in lansmanda, ertesi sabah saat 8’e kadar ‘C63 AMG’yi sakla’ oyununu oynadık. Bunu yapmadan öğleden sonranızı etrafta gezinerek geçirirseniz hüsran verici bir otomobil de olabiliyor. Yine de beklemeye değer. Uykusuz bir gecenin ardından, sabah mahmurluğumu keskin bir ilgiye dönüştürenin burun deliklerime dolan serin dağ havası mı yoksa gri tonlarında bir sıra oluşturarak sessizce bekleşen beyaz, gümüş, gri ve siyah C63’ler mi olduğunu söylemek zor. C63’ün yarattığı katıksız agresifliğe söz sölemek doğru olmaz. Muhtemelen M3, onun gölgesinde kaybolacak ve hatta RS4 çizgileri göze çarpmayan, öylece yanına park edilmiş bir otomobil gibi görünecektir.
Motor ve şanzımanın yeni yağ soğutucularını gizleyen ön taraf derin, hafif sivri ve tıknaz. Kaputtaki ‘Güç Kubbeleri’ tahmininizden çok daha muhteşem bir görsel etkiye sahipler. 19 inç’lik lastikler kullanabilirsiniz ama derin oluklu standart 18’likler de yıllardır gördüklerimin en iyisi. Difüzör arkada dört egzoz borusunu ayırırırken, bagajın üstündeki arka kanat, tampon da hafif bir çıkıntı oluşturarak, atmosfere belirgin bir DTM etkisi katıyor. İçerideyse gerçekten olağanüstü direksiyon simidiyle bir ‘Touring’ otomobili gizli. RS4’te olduğu gibi spor koltukların arkası tek parçalı ve minderleri göğüs kafesinin etrafında şişkinleşiyor, ama bunlar Audi’lerinkinden biraz daha şişkin. İç kısmın geri kalanı ise tüm DTM variliğine rağmen günlük rutine ayak uyduran fonksiyonel bir salon otomobil olduğunu hatırlatacak biçimde C sınıfı tarifesinin sıradanlığından yoksun neyse ki.
Anahtarı çevirin ve soğuk V8, beklenmedik bir gürültüyle hayata dönsün. Önceki gün yollarda aylaklık edip çevreyi keşfettiğimizden nereye gideceğimizi biliyoruz ve sakin Alman köyüne doğru yola koyuluyoruz. Sürüş istikrarlı, aynı zamanda olağanüstü biçimde kontrollü. Başlangıç olarak hızlı, düzgün yolları seçiyoruz. Altımızda 449 HP’lik 600 Nm torku olan bir otomobil var. Bir süre sonra nispeten küçük dört kapılı salonda böylesi bir enerji miktarının korkunç bir his yarattığı ortaya çıkıyor. 6.3 litrelik motor 2000 d/d’de uyanıyor ve ardından bir anda 195 km/s hıza ulaşıyor. 7200 d/d’lik sınıra kadar performansı hızlı, rahat ve fazlasıyla doğrusal biçimde artıyor. Ağır siklet bir boksörün zayıf rakibini üstünkörü nakavt etmesi gibi. Sollarken kafanız geriye savruluyor ve virajlar öyle hızlanıyor ki gözlerinizi fal taşı gibi açılıyor ve direksiyona sıkı sıkıya bağlanıyorsunuz. Bu cidden ama cidden çok hızlı bir otomobil. Ayrıca çekişle ilgili meseleler de yok. C63 her alana yayılıyor, gaz pedalına provokatif biçimde yüklenmediğiniz müddetçe sarı ESP üçgeni sabit kalıyor. Vites kolunun üç seçeneği mevcut. ‘Comfort’, ‘Sport’ (vites geçiş zamanını yüzde 30 azaltıyor) ve “Manuel”. Motoru algılamanıza olanak sağladığı için başlangıcı Sport’la yapmaya değer. 3500 d/d’de V8, sanki 6000 d/d gibi sesler çıkarıyor, dolayısıyla eğer manuel moddaysanız içgüdüsel olarak gereğinden erken vites değiştirmeye yöneliyorsunuz, özellikle takometre göstergesi sağ tarafa doğru kıvrılarak gözden kaybolduğunda. Pedalları kullanmaya başladığınızda sağ işaret parmağınızla geri çekmeden önce anahtar, yandan görüşünüz hız göstergesinin kırmızıya döndüğünü fark edene kadar bekliyor. 7G-Tronic hala en çevik vites sayılmaz ama bu kez vites düşürürken sinyal veriyor ve bu büyük bir ilerleme. Hala isteklerinize cevap vermediği zamanlar oluyor ve düşük hızlarda vites düşürdüğünüzde garip bir dalgalanma oluyor, ama frene geç basıp agresifçe vitesi değiştirirseniz size egzoz borularından yükselen memnuniyet verici, küçük patlamalar eşlik ediyor.
Eğer bir eğlence gemisi istiyorsanız, elektronik aygıtlar limitli kayma diferansiyel görevini üstleniyor ve patinaj yapma şeklinde de ilginç yönler mevcut. Başta sanki difüzör yokmuş da (zaten yok) iç lastik patinaj yapıyormuş gibi hissediyorsunuz ve sonra iki lastiğin de çekişini kırdığınızda patinajı gaz pedalıyla ayarlamak biraz zor oluyor. C63 genelde bir holigan sayılmaz. Sadece yolu dövüyor. Standart C sınıfına göre ön palet 35 mm, arka palet ise 12 mm uzatılmış. Ön süspansiyon üç linkli tamamen yeni bir tasarım. Daha büyük viraj demirleriyle kıyaslandığında, bu ön tarafı yüzde yüz daha sert kılmış. Otomobili ard arda virajlara soktuğunuzda, hepsini aynı bütünlükle aşıyor, arka ve ön taraflar uyum içinde. Tutuş çok iyi ve C63 yola dört koluyla oturuyor. Altı piston kaliperin 360 mm’lik diskleri sıkıştırdığı bir otomobilin hızı ve becerileri ancak yeterli diye yorumlanabilir. 1730 kg’lık otomobili viraja girerken yavaşlatan orta pedalın biraz daha güvenilir olmasını ve sürücüye biraz daha bilgi taşımasını isterdim.
AMG’nin genel merkezine ulaştığımızda C63, M3 ve RS4’ün yanına sakınmadan kuruluyor. Üçlünün bronz madalyalısı olduğuna kuşku yok. Ama onları yere serebildi mi? Üç ayaklı yıldızı mavi-beyaz yuvarlağa ya da dört halkaya yeğler miyim? Belli bir bakış açısından, evet. A noktasından B noktasına mümkün olan en hızlı biçimde gitmek istiyorsam, evet. En eğlenceli otomobili istiyorsam... Hayır, pek sayılmaz. Vites kolu hakkında serzenişte bulunmamayı hak etmiyor, özellikle de Bimmer’in olağanüstü düzgün manuelinin yanında dururken. Ve C63’ün şasisi parlak ve etkileyici olsa da, BMW’nin uyumlu şasisi ondan üstün ve hayranlık uyandırıyor. Ya 1500 litrelik yük taşıyayım, bagaj kapağında da giysi askılarım olsun istersem? O zaman evet, C63 AMG alırım, çünkü station modeli gelecek yaz salon’la aynı anda satışa çıkacak..

