| Yıllar sonra böyle bir otomobilin direksiyonuna oturmak, hatta onunla üç gün geçirmek inanılmaz bir şeydi. | |
Coupe karoserli otomobillerle başlayan platonik aşkım kaç yaşlarındaydı. Sanırım hatırlayamayacağım kadar eski. Otomobil fuarlarında gördüğüm coupe konseptlerin hayatımda yarattığı etki ise kesinlikle sınavlardan aldığım kötü notlardı. Onların hayallerini kafamdan atmam bir kaç haftayı bulabiliyordu. Atamadığım detayları ise ya jantları ya da farları oluyordu. Özellikle LED’li farlarıyla kızgın kızgın bakan coupe’leri...
Aslında S5, hafızalarımızı biraz zorlarsak bir yerlerden tanıdık gelebilir. 2003 yılına dönelim ve Audi’nin ultra seksi konsepti Nuvolari’yi hatırlayalım. İşte S5 aslında Nuvolari’nin seri üretim versiyonu. Üstelik tasarımından da çok birşey kaybetmemiş durumda.
S5’in çizgilerinin sahibi ise Nuvolari’yi de tasarlayan VW Group’un Tasarım Şefi Walter de Silva. Büyük usta S5 için “Bugüne kadar tasarladığım en güzel otomobil” diyor. Yeni nesil A4 platformunda üretilen ilk model ünvanını taşıyan S5, 4.63 metrelik uzunluğuyla coupe’lerin üst sınıfına dahil oluyor.
Önde markanın yeni nesil modellerinde kullandığından biraz daha farklı büyük ızgara, arkada bagaj kapağına kadar uzanan zarif bir omuz çizgisi ve tabii ki LED teknolojisine sahip farlar. Buraya kadar her şey çok cool görünüyor. Yalnızca arka bölüme geçtiğinizde stop grubunda LED’leri görmediğiniz anda biraz hayal kırıklığı yaşıyorsunuz. Şu an için 5 kasa koduyla üretilen Audi’ler içerisinde en güçlü model olan S5, logoları, çift çıkışlı susturucuları ve muhteşem 5 kollu jantlarıyla çok sportif görünüyor. Tasarımın güzelliği iç mekanda da kendini gösteriyor. Kırmızı deri kaplı spor koltuklar, anahtarsız çalıştırmaya olanak sunan metalik marş düğmesi, (MMI Multi Media Interface-Çoklu Ortam Arayüzü) çok fonksiyonlu kontrol düğmesi hem keyifli hem de sportif yolculuklar yapmanızı sağlamak için emrinizdeler. Audi A8 ve A6 modellerinde kullanılan elektromekanik park freni, anahtarsız giriş sistemi, kameralı geri görüş sistemi, çok alanlı klima, DVD’li multimedya sistemi ve Bang&Olufsen müzik sistemi gibi donanımlar ise Audi A5’in zengin donanım ekipmanları arasında yer almakta. Özellikle müzik sistemi övgüyü fazlasıyla hak ediyor. Geri görüş kamerası ise arka tamponunuzun yara almaması için birebir.
S5’in iniş binişlerinde de hiçbir problem yok. Ama arka bölüm için aynı şeyi söyleyemeyeceğiz. 1.80’in üzerinde olan yolcularınız çok rahat etmeyeceklerdir. Fakat hemen arkada size güzel bir haberimiz olacak. Otomobilin bagaj hacimi tam 455 litre. Neredeyse büyük bir sedan’a yakın.
Buraya kadar S5 bizden artıları kazandı. Peki ya performans?
İşte asıl olay burada başlıyor. 4200 cc’lik V8 354 HP gücünde bir motor. Bu V8 makina aslında RS4’te kullanılanın aynısı. Fakat üzerinde yapılan işlemler sonrasında RS4’ün 60 beygir gerisinde. Ama 440 Nm tork verisiyle de RS4’ten 10 Nm daha iyi. Üstelik manuel şanzımanını da efsanevi RS4’den alıyor. Oldukça kemikli bir yapıya sahip olan 6 kademeli manuel şanzıman, S5’e cinsiyet vermek gerekirse tam bir erkek olacağının kanıtı. Debriyaj sertliğiyle sürüş tutkunları için göz doldurucu ama trafikte bu sertlik can sıkıcı hale geliyor. 354 beygir sizi 0’dan 100 km/s’ye fabrikanın verilerine göre 5.1 saniyede fırlatıyor. Sürücü koltuğunda hissedilen ise keyif ise kesinlikle 5 saniyede bitirilmesi istenecek bir şey değil. Öncelikle V8’in arkadaki dört çıkışlı susturuculardan atmosfere yayılan sesi muhteşem. Gerçek V makinanın sesi böyle olmalı. Derinden ama etkileyici...
Virajlarda ise dersine iyi çalışmış quatro teknolojisi devreye giriyor. Birbirini ardına alınan virajlarda bir apeks’ten diğerine geçişler çok başarılı. Biraz daha hızlandığınızda ise S5 biraz olsun kafadan kaymayla sizi uyarıyor. Otomobilin sahip olduğu en önemli özellik, motoru önde düz konumlandırılan ilk Audi olması. Motorun orta bölüme yaklaştırıldığı bu tasarım anlayışında çok daha iyi bir ağırlık dağılımı sağlanılmış. Yol tutuşa katkısı da tabii ki olumlu yönde olmuş. S5’in süspansiyonları görevini başarıyla yerine getirirken hatırı sayılır bozuk yollarda bile içerideki sessizliği korumayı biliyor. Viraj içerisinde oldukça hissedilen gövdenin sert yapısı, süspansiyon yumuşak darbe emişleriyle birlikte konfordan da ödün vermiyor. Hızlanmada gaz pedalının tepkileri de bir o kadar iyi. Sanki otomobilde en düşükden en yüksek devire kadar sürekli bir turbo çalışıyormuş hissi veriyor. Bu başdöndürücü ivmelenmenin kahramanı tabii ki tork gücü. Ayağınız gazın ilk çeyreğindeyken bile sizi koltuğa yapıştırabilme kapasitesine sahip. Devamında kademeli olarak süren hızlanma, pedalın tamamını kullandığınızda korkutabiliyor bile. Fakat direksiyon hissi herşeyin kontrolünüz altında olduğuna dair güveni sağlıyor. Düşük hızlarda hantal izlenimi veren direksiyon, hız arttıkça görevini iyi yaptığını gösteriyor ve çok net cevaplar veriyor.
Audi S5’e 3 gün boyunca bize yaşattığı duygularla, sürüş keyfiyle, konforuyla ve tabii ki gücüyle saygı duyuyoruz. Ama ringin diğer ucunda BMW 335 Coupe gibi güçlü bir rakibinin olduğunu da unutmamak gerek. Coupe kupasını kimin kaldıracağını ilerleyen aylarda hep birlikte göreceğiz. Biz şimdi ağzımın suyu akarak 500 beygirlerde dolaşacak olan Audi RS5’i bekliyoruz.

