| Son günlerde çıkan “go-kart” kilo verdiriyor haberlerine dayanamayarak yağlarımızı da yanımıza alıp olayı yerinde inceledik. | |
Yazılı ve görsel basında bizim gibi otomobil tutkunlarının gözüne çarpan haberler arasında son günlerde “go-kart’la zayıflayın” başlıkları dikatimizi çekti. Ayda 10 kilo veren bayanlarla röportajlar, günde 3 kilo veren obezler gibi birçok örnek gördük. Ve gidelim yerinde test edelim dedik. Bu işi en kurumsal şekilde yapan İstanbul Karting Park’ın yolunu tuttuk. Yanımıza dijital tartımızı da almayı ihmal etmedik.
Onur Akçay, Sinan Sertoğlu, Görsel Yönetmeniz Kadir Kaymakçı, F1 insanı Fatih Yurdatapan, fotoğrafcımız Bahar Onan ve bendeniz tulumları giyip bir ahçı edasıyla bonelerimizi kafamıza geçirdik. Kasklarımızı takıp 10 dakika sürecek olan etabın startında beklerken Formula pilotları kadar da ciddiydik.
Ve start verildi
İlk etabı birinci bitirmek, pez fazla yaramamış olacak ki ikinci ve üçüncü etaplarda arka sıralara düştüm. Fakat bunu drift yapma merakıma (en azından durum böyle kurtarayım) bağlayabiliriz.
Tüm bu çekişme arasında fotoğrafcımız makinesini bırakmış aramıza katılmış haberimiz bile yok. Sonuçlar elimize ulaştığında ise utanç tablosuyla karşı karşıya kalıyoruz. Bahar Onan (otomobil kullanmayı bile bilmiyor), Kadir Kaymakçı’yı açık ara (13 salise) geride bırakmış. Kadir’in ise zamanlar karşısında cevabı hazır “ben aile babasıyım, hız benim neyime”.
Kilolarımızdan kurtulduk mu?
Gelelim pistte asıl bulunma nedenimize. 10’ar dakika süren 3 etabın ardından, hepimiz yorgunluktan düşüp bayılacak durumdaydık peki kilo verebildik mi? Her tartıya çıkanı şaşkınlıkla izlediğimiz kilo kayıpları çıktı ortaya. Hatta 1 kilo 200 gram’la en çok kiloyu ben vermiştim. Saatte 10 km/s hızla giden Kadir’in ise 300 gram vermiş olmasını doğal karşıladık. Sonuçta düzenli bir spor olarak yapılırsa go-kart’ın kilo verdirdiği bir gerçek. Üstelik eğlencesi de cabası....
Go-kart sert virajlarla dolu bir pistte düzenli olarak yapıldığında bırakın kilo vermeyi belinizi bile inceltebilir. Üstelik yaşadığınız keyif kilo kaybını geride bırakacaktır.
SİNAN SERTOĞLU
Go-kartın kilo verdirdiğini duyunca bir gaza geldim. Haliye 10 kilo fazlam var. Önden bayrak taşıyarak gittim go-kart pistine. Kıyafetin içine zar zor girdim. Oturdum koltuğa. Daha önce birkaç kez go-kart yaptığım için tecrübeli sayılırım. Kilo vermeyi düşleyerek asıldıkça asıldım gaza. Zaten bizim çocuklardan 10 – 15 kilo fazla olduğum için bir dezavantajım var. Terledim, durdum. Sonuçta 100 gram vermişim. İşin sonunda ertesi gün sırtım, boynum kollarımım ağrıdığıyla kaldım. Pist bir süre sonra sıkıcı hale geliyor. İnsan bilgisayar oyunda ki gibi karşısına yeni bir pist çıksın istiyor. Şaka maka go-kart’la kilo verildiği doğru. Fakat işi ciddiye alıp, yediklerinize dikkat ederek. Benim gibi günün akşamı rakı sofrasında alem yaparak değil..
Fatih: 80.3
Bahar: 62.3
Sinan: 93.0
Onur: 77.3
Kadir: 82.6
Doğan: 76.5
Altı kişiden oluşan evo ekibi piste geldiği anda ilk iş tartıldı. En ağır Sinan Sertoğlu, en hafif Bahar Onan’dı.
İstanbul Karting Park’a teşekkürler.
ONUR AKÇAY
Aslına bakarsanız bu kadar zevkli olacağını hiç tahmin etmemiştim. Pistte yaptığımız eğlenceli sürüşlerden sonra bu ufak makinelerin bizi kesmesi pek de mümkün görünmüyordu. Ama hemen itiraf edeyim yanıldım. Dakikalar yetmedi diyebilirim. Karting pistinde atılan her tur zevk daha da arttı. Tabi bunda en büyük sebeplerden biri de evo ekibi arasında yaşanan tatlı rekabet. Peş peşe yapılan en iyi zamanlar, tabiri caizse tampon tampona atılan turlar keyfi doruğa çıkardı. Her ne kadar görsel yönetmenimiz Kadir Kaymakçı kendi deyimiyle “çoluk çocuğunu düşündüğü için” oldukça güvenli bir sürüşü tercih etsede ekip olarak çok hızlıydık.
Yarışın sonunda en iyi dereceye sahip yarışçı olarak tartıya çıktığımda 750 gram kilo verdiğimi anladım. Benim gibi tüm denemelerine rağmen kilosunu artıramayan biri için kötü haberdi ama birçok kişinin isteyip de yapamadığı şey du değil mi? Onlarca diyeti deneyip kilo vermeyi başaramayanlar mutlaka denesin derim. Atacağınız tur sayısına ve yarış esnasında yaşayacağınız strese bağlı olarak ne kadar yağınızı pistte bırakacağınızı bilemem. Ama şuna eminim ki yaklaşık bir saat içerisinde bu kadar kilo kaybedebiliyorsak (ekip içerisinde neredeyse 2 kilo ya yakın kaybedenler oldu) devamlı yapanlar her geçen gün inceldiklerini görebilirler. Ayrıca bunu yaparken kendilerine kısıtlamalar koyup diyetlere mahkum olmalarına gerek yok. Sadece gaza pedalına yüklensinler ve arkasındaki rakipleri kollasınlar yeter. Tıpkı bizim yaptığımız gibi...
DERECELER
1- Onur Akçay 22.488 sn
2- Sinan Sertoğlu 22.943 sn
3- Doğan Kabak 22.987 sn
4- Fatih Yurdatapan 23.226 sn
5- Bahar Onan 24.890 sn
6- Kadir Kaymakçı 24.913 sn
İstanbul Karting Park Pisti’nde attığımız turlarda vaktin nasıl geçtiğini bize anımsatan tek şey vücudumuzdaki yorgunluktu. Ertesi gün ise kollarımız klavyeye bile zor uzanıyordu.
Fatih: 80.2
Kadir: 82.3
Sinan: 91.8
FATİH YURDATAPAN
F1 pilotları da kilo kaybeder mi?
Tahmin ettiğiniz gibi yanıt “Evet”. Ama bunun şaşırtıcı yanı, kilo kaybındaki rakamlara ve nedenlerine baktığımızda ortaya çıkıyor. Biz bile sadece yarım saat pistte yarışıp hayli yorulduğumuzu fark ettik. Bu yüzden bir F1 pilotunun ne kadar zorlu koşullar altında mücadele verdiğini anlamak çok zor değil. Sadece sert bir frenajda bile 5 g’lik kuvvetlere maruz kaldıkları oluyor. Daha açık konuşursak; pilotun başı 7 kg ağırlığındaysa 35 kg civarında bir yükle karşılaşıyor demektir. Tabii bu sadece bir turun bir virajında yaşadıkları g kuvveti. Ama bunun yanında pilotları zorlayan önemli bir başka etken de, su kaybı. Yani diğer adıyla kilo kaybı. Malezya-Bahreyn gibi aşırı sıcak şartlarda yapılan yarışlarda, kokpit sıcaklıkları 45-50°C’yi buluyor. Birçok pilot ise gösterdiği efor sonucunda 3-3.5 litre civarında su kaybediyor. Vücutlarında bulunan suya göre değişse de pilotlar, böyle yarışlarda yaklaşık olarak vücutlarındaki suyun yüzde 8’ini kaybediyorlar. Pilot çalıştırıcılarının yaptıkları açıklamalara göre, sadece yüzde 1’lik su kaybı bile konsantrasyon kaybını yüzde 20 etkiliyor. Bu arada hastanelerde vücuttaki suyun yüzde 15’ini kaybeden kişilere damardan sıvı verildiğini ve yüzde 20’lik su kaybında organların iflas etmeye başladığını söylemeliyiz. Sonuçta güç kaybını önlemek için zorlu yarışlarda, otomobillerin içine hemen hemen 1 litrelik bir sıvı konuluyor ve sürücü, kaskından bunu içebiliyor. Fakat ne var ki soğutularak konulan sıvılar, sadece 2-3 tur içinde sıcak bir çaya dönüşüyor! Öte yandan saliselerin söz konusu olduğu bir sporda mühendisler, aracın yol tutuşuna zarar vereceği endişesiyle böyle bir şeyin taşınmasından yana değiller.
Bahar: 62.1
Onur: 76.8
Doğan: 75.3
Yarış sonrasında görüldüğü gibi kimi 100 gr verirken kimi de bir kilonun üzerine çıkabiliyordu.
“Alonso’nun Çin Grand Prix’sinde sarf ettiği efor, yüzünden okunuyor. Malezya-Bahreyn gibi aşırı sıcak şartlarda yapılan yarışlarda, kokpit sıcaklıkları 45-50°C’yi buluyor. Birçok pilot ise gösterdiği efor sonucunda 3-3.5 litre civarında su kaybediyor.”

