Le Mans’daki Aston Martin’ler
 

Aston Martin’in DBR1 ile 1959’da kazandığı ilk zaferle, yine bu sene DBR9’un kazandığı GT1 zaferi arasında tam 48 sene vardı. Bu iki kilometre taşını bir araya getirmeyi başardık...

Le Mans’daki Aston Martin’ler

 
İngiliz Roy Salvadori ve Amerikalı Carroll Shelby’nin Aston Martin DBR1 ile 1959’da kazandıkları yarış, markanın motorsporlarındaki başarısının da zirvesi olmuştu.

Haziran ayında, yağmurun bardaktan boşanırcasına yağdığı bir pazar gününün ardından David Brabham, Aston Martin DBR9’unu Le Mans’ın finiş çizgisine doğru sürdü ve tarih kitaplarındaki yerini aldı. Sürekli değişen koşullarda geçen sene aynı sınıfı ilk sırada bitiren Corvette’lerin ortaya koyduğu çetin mücadeleye rağmen, 24 saatlik hız, taktik ve inanılmaz bir kararlılık denemesinin ardından GT1 galibiyeti, 009 numaralı otomobile ve onun sürücüleri David Brabham, Rickard Rydell, Darren Turner üçlüsüne gitti. Bu, Aston Martin’in dünyanın en ünlü dayanıklılık yarışındaki son zaferinin 48 sene önce kazanıldığını düşünürseniz, gerçekten tarihi bir başarıydı.

İngiliz Roy Salvadori ve Amerikalı Carroll Shelby’nin Aston Martin DBR1 ile 1959’da kazandıkları yarış, markanın motorsporlarındaki başarısının da zirvesi olmuştu. Aslında Aston’un yarış macerasında altın bir yıl yaşanıyordu. Çünkü İngiliz üretici, aynı yıl Dünya Spor Otomobiller Şampiyonası’nı da kazanacaktı. Ancak şu anda Dr. Ulrich Bez’in liderliği altındaki ekip, gözlerimizin önünde başka bir zafer hikayesini anlatıyor bizlere.
Aston’un yarış dünyasındaki başarılarının geri dönüşü şerefine, Le Mans’ı kazanan bu iki otomobili aynı stüdyoda buluşturmaya karar verdik. Aslında, sonuçların çok da muhteşem olmadığını düşüneceğinizi biliyoruz. Yarış otomobilleri, her zaman estetik kaygılar düşünülerek üretilmez. DBR1’in başarısını kanıtlamış basitliği, DB9’un agresifçe şekillendirilmiş ve bir silahı andıran gövdesiyle zıtlık yaratsa da, Aston’ların her zaman estetik olmayı başardıklarını söylemeliyiz.

En değerli yarış Aston’u
Hala var olan en değerli yarış Aston’u, yani DBR1, yarış otomobillerinin yol versiyonlarıyla temelde aynı olmasını zorunlu kılan kuralın kalkmasıyla beraber, bambaşka şekilde üretilmişti. Yine de Aston, caddelerde görebileceğiniz DB3S adındaki yarışçıyı yeni tasarımın baz noktası olarak aldı ve sonuçta daha alçak, daha derli toplu ve daha hafif bir otomobile ulaşıldı. DB3S’deki açıklıkların aksine daha büyük olan ön kanatları sayesinde kolayca ayırt edilebilen ve DBR1/1 şasi numarasını taşıyan ilk DBR1, Le Mans’a ilk olarak 1956’da katıldı. Aynı yarışta iki tane de eski 2.9 litrelik DB3S yarışıyordu. Ancak yeni otomobil, bir önceki sene Pierre Levegh’in 3 litrelik Mercedes-Benz’i ile daha yavaş bir otomobilin üstünde fırladıktan sonra tribünlere dalarak tam 77 seyirciyi öldürmesinin ardından, prototip otomobillerin motor hacmini 2.5 litre ile sınırlayan kural nedeniyle yeni otomobil  2493cc’lik düz altı silindirli motora sahipdi.Tony Brooks ve Reg Parnell tarafından kullanılan DBR1/1 iyi bir performans sergilese de, 21 saat sonra vites kutusu arızasıyla yolda kaldı. Bir sonraki sene DBR1 Dünya Spor Otomobiller Şampiyonası’nın tüm sezonunu kovalamaya başladığında, işler daha ümit verici gözüküyordu. Direksiyondaki Roy Salvadori ile DBR1/1, Oulton Park’taki Britanya İmparatorluk Kupası’nda ikinci olduktan sonra, Easter Goodwood Yarışı’nı da yine aynı yerde, ikinci sırada noktaladı. Sonra motor hacmi 2.9 litreye çıkarılan DBR1/1’e DBR1/2 katıldı ve Spa’da Brooks ve Nürburgring 1000 km Yarışı’nda yine Brooks ile Noel Cunningham-Reid zafere ulaştılar. Ancak galibiyet serisi, iki otomobilin birden yarışı dışı kaldığı Le Mans’da bozulmuş oldu. 1958 sezonu başarıdan uzak başladı. Sebring 12 Saat’te ve Targa Florio’da finiş görülemedi. Senenin en başarılı anı, Stirling Moss ve Jack Brabham’ın DBR1/3 ile kazandığı Nürburgring 1000 km yarışıydı. Ancak Le Mans yine takıma uğur getirmedi. Üç DBR1’de kazalar veya mekanik sorunlar nedeniyle yarıştan çekildiler. Sezon yine de Goodwood Turist Kupası’nda elde edilen 1-2-3 zaferiyle noktalandı. Yarışı kazanan otomobili Stirling Moss ile Tony Brooks birlikte kullanmışlardı. Böylece Aston Martin, markalar klasmanında sezonu Ferrari’nin ardından ikinci sırada bitirdi. En büyük başarı ise henüz kazanılmamıştı. 1959 için Aston, DBR1’in motor hacmini biraz arttırdı (1922’den 2992 cc’ye). Ayrıca DBR1/4 ile özel katılımcı Graham Whitehead için DBR1/5 şasilerini ürettiler. Sezon yine hayal kırıklığıyla başladı ve Sebring’e giren tek DBR1 finiş göremedi. Ancak Nürburgring 1000 km yarışı işlerin dönüm noktası oldu. Stirling Moss ve Jack Fairman’ın birlikte kullandıkları tek DBR1 yarışı kazanınca, Nürburgring’de üst üste üçüncü senede bir Aston Martin alkışlanmış oldu. Ama bu bile Aston’un Le Mans’daki üstünlüğünün gölgesinde kaldı. Salvadori ve Carroll Shelby DBR1/2 ile yarışı kazanırken, Maurice Trintignant ve Paul Frère’nin DBR1/4’ü onları yakından takip etmişti. İki otomobil, diğer rakiplerine en az 25 tur bindirmişti. Bu noktada, Aston ile Ferrari arasındaki markalar şampiyonası mücadelesi birbirine çok yakın geçiyordu. Goodwood’da çekişme doruk noktasına ulaştı. Bu yarışa olaylı bir yarış demek bile az kalır. Aston, yarışa üç DBR1 ve Graham Whitehead’in DBR1/5 özel otomobiliyle katıldı. Pit stop sırasında DBR1/3 alev alınca hem otomobil, hem de takımın diğer otomobillere benzin vereceği alan yanmış oldu. İnanılmaz bir alçakgönüllülükle Whitehead otomobilin yarıştan çekerek, fabrika takımının kendi pitini kullanması ve bu sayede yarışı tamamlamasını sağladı. Hollywood senaryolarını aratmayan bu yarışın sonunda, Moss, Shelby ve Fairman’ın DBR1/2’si damalı bayrağı ilk sırada görerek Aston’a Markalar Dünya Şampiyonluğu’nu kazandırdılar. Bu Aston’un kazandığı tek dünya şampiyonluğuydu.

Başka bir gezengenden gemiş gibi
DBR1’in yanında duran Aston’un 2007 Le Mans otomobili, Aston’un başkanı David Richards’ın Prodrive firması tarafından öyle iyi hazırlanmış ki, başka bir gezegenden gelmiş gibi duruyor. DB9 baz alınarak hazırlanan araçta yol otomobilinin güzelliği ve harika oranlı dış ölçüleri korunmuş. Yine de DBR9’da sadece alüminyum şasi ile yarış ünitesinin geliştirildiği DB9’un 6 litrelik V12 motorunun silindir bloğu ve kafaları kullanılmış. Kalan kısımlarda, safkan bir yarışçı yatıyor. Daha alçak, daha geniş, daha sert, daha hafif, daha acımasız duran otomobilin aerodinamik paketi F1’de olduğu gibi ölçümsel akışkan dinamiği (CFD) kullanılarak tasarlanmış. Tavan dışında, tüm gövde panelleri ve geniş arka kanat karbon fiberden tasarlanmış. Otomobilin alt kısmı, öndeki splitter’dan en arkadaki difüzöre kadar dümdüz. Altı ileri vites kutusunda dişliler sıralı dizilmiş ve dört köşede de çift salıncaklı bir süspansiyon var. Ayrıca önde ve arkadaki karbon disklerin çapı çok büyük. Özel olarak tasarlanan OZ yarış jantları, dövülmüş magnezyumdan üretilmiş. İç kısımda DB9’dan eser yok: orijinal donanımın yerini karbon kompozit göbek, pilotun buton paneli ve hafif yarış koltuğu almış sadece. DBR9, Le Mans’a ilk olarak katıldığı 2005’te, GT1 sınıfını ikinci sırada bitirdi. 2006’da yine podyuma çıkan firma, bu sene işleri daha da cidiye aldı. Bu seneki yarışta start alan altı DBR9’un tamamı finişe ulaşmayı başardı. Fransız Larbre Competition takımının 008 numaralı otomobili pole pozisyonunda başladığı yarışı, kendi sınıfında üçüncü sırada noktaladı. Bu sınıfı kazanan 009 numaralı Aston Martin Racing otomobili yarışa dördüncü olarak başlamıştı. Bütün yarış boyunca (Brabham’a göre düzlükte o kadar hızlı olmasa da, frenleme sırasında daha kuvvetli olan) Corvette’ler ile savaşmak zorunda kalan 009’un, sınıf liderliği için çekiştiği otomobiller arasında 007 numaralı kardeş şasi de vardı. Brabham, 008’in bütün yarış boyunca adeta bir saat gibi tıkır tıkır çalıştığını anlatıyor. Ancak kendisinin sinirleri için aynı şeyi söylemek güç: ‘Sanırım bu seneki son tur, tüm hayatımın en uzun turu oldu. Pistin üzerinde bulunan su tabakası, lastiklerin sahip olabileceği yol tutuşu tamamen bir kumar haline getirmişti. Otomobili tek parça halinde finişe getirebilmek için çok uğraştım. Elde ettiğimiz sonuç için sadece ben değil; Darren, Rickard ve tüm takım çok büyük bir çaba sarf etti.’

Ve tarihi gün
Her iki DBR9’u ve Le Mans’ı kazanan DBR1/2’yi (ana yarıştan önce Cumartesi günü yapılan Efsaneler Yarışı’nda otomobili Sör Stirling Moss ile birlikte sürdü) kullanma şansına erişen Ulrich Bez her şeyi özetliyor: ‘Sör Stirling ile DBR1/2’ni sürüşünü paylaşmak hayatımın tecrübesi oldu. 1959’dan beri Le Mans’da pek çok marka zafer kazandı. Ama bu sene, kalan tüm üreticilerden daha fazla otomobili yarışa soktuk ve hepsi finişe ulaşmayı başardı. Aston Martin için gerçekten tarihi bir gündü.

Yol versiyonuna tek benzer yönü olarak farları sayabiliriz. Diğer şey yaratık gibi.
“Bu sene, Aston kalan tüm üreticilerden daha fazla otomobili yarışa soktu ve hepsi finişe ulaşmayı başardı.”
Eski F1 pilotu Johnny Herbert, Peter Kox ve Tomas Enge tarafından kullanılan 007, sınıfında dördüncü oldu.
DBR1/2 2007 Efsaneler yarışıyla birlikte Le Mans’a geri döndü. Üstelik direksiyonda Sör Moss vardı. Islak pist üzerinde yapılan yarışı kazanamasa da, otomobilin değeri kesinlikle değişmedi.

 
 
 
Le Mans’daki Aston Martin’ler
  Le Mans’daki Aston Martin’ler
 
 
 
AyIn KonularI
 
 
 
 
 
 
 
 
     
ISINMA TURLARI
 
 
 
 
 
 
 
     
İzlenİmler
 
 
 
 
 
 
 


© 2008 Doğuş iletişim