Supercharger’ın mekanik sesine hayransanız, turbo pallerini her çevirdiğinde heyecanlanıyorsanız; ilacınız kesinlikle Golf TSI…
er geçen gün otomobil firmalarının ar-ge laboratuarlarında sayısız motor denemesi yapılıyor. Yeni teknolojiler deneniyor ve en acımasız şekilde testlere tabi tutuluyor. Fakat sınıfı geçenler çok az oluyor. Bunun yanında aslında başarılı olan fakat markanın satış politikalarına uymayacak ya da imajını zedeleyecek motorlar da çöp olabiliyor. Durum böyle olunca tamamen yeni, bizi şaşırtacak motor teknolojileri için uzun yıllar beklememiz gerekiyor.
Teknolojisi tescilli
Geçen yıla damgasına vuran, “Yılın Motoru” ödülüne laik görünen TSI teknolojisi de en az turbonun icadı kadar etkileyici. Temel çalışma prensibinin diğer motorlardan bir farkı olmayan TSI, farkını turbo ve supercharger’ı (kompresör) bir arada kullanarak yaratıyor. Aslında ona “duble aşırı beslemeli” diyebiliriz. Bu iki sistemi (turbo+supercharger) bir otomobilde düşünmek, akla hemen yüksek hacimli motorları getiriyor. Ama durum hiç de sandığınız gibi değil.
Hemen burada yakın bir zamana kadar ekranlarda dönen ve TSI motor teknolojisini belki de en iyi şekilde anlatan reklamları hatırlamamızda yarar var. İrice bir kurbağa, küçücük bir sineği yemek için dilini uzatıyor, ama o da ne? Sinek kurbağayı kaldırıp uçup gidiyor. İşte Golf TSI’ın olayı da tamamen bu. 1400 cc hacmindeki küçük bir motorla 140 ve 170 HP’lik güçlü üniteler yaratmak.
Amacına ulaşıp ulaşmadığına gelirsek; temelinde 1400 cc’lik bir motor yatan Golf, yolda size şaşkınlık üzerine şaşkınlık yaşatıyor. Dışarıdan bakıldığında standart bir Golf V’den hiçbir farkı olmayan TSI, sadece bagaj kapağındaki logosuyla kardeşlerinden ayırt edilebiliyor. Sizi bilmem ama bu benim için oldukça eğlenceli bir durum. Yani gayet masum bir aile otomobiliyle, otoyolda güçlü ağabeylere selektör yapıp yol istemek!
Turbo gecikmesine son!
3500 devire kadar devrede olan kompresör, daha sonra görevi turboya teslim ediyor. Yıllardır turbo motorlu otomobil kullanıcılarının şikayeti olan turbo gecikmesi, diğer adıyla turbo boşluğu da ortadan kalkmış oluyor.
Tabii ki iş sadece güçle bitmiyor. Gücün yere nasıl iletildiği de çok önemli. Golf TSI, bu konuda ileride efsaneleşeceğini düşündüğüm DSG şanzımanla, sürücüsüne uyum şovu yapıyor. Geçişler oldukça net ve sorunsuz. Yalnızca güçlü ve önden çeker otomobillerin tipik sorunu olan torquesteer kendini az da olsa hissettiriyor. Bu sırada devreye giren ESP her ne kadar yalpalamayı önlese de otomobilin gücünden taviz vermesine neden oluyor.
Yürüyen aksamda ve direksiyon sisteminde herhangi bir değişiklik olmayan TSI DSG, başarılı şasesiyle GTI hisleri yaşatmayı da beceriyor.
Peki kabul edelim TSI oldukça yetenekli ve sağ ayağınızın isteklerine oldukça çabuk cevap veriyor. Ama tüm bunları yaparken yakıt konusunda cimriliği ne boyutta? Ortalama olarak ele alırsak 100 km/s’de 7.1 litre! Elbette etkileyici bir rakam. Fakat trafikte dişleriniz biraz uzadığında aşırı beslemeli bir otomobil kullandığınızı yol bilgisayarındaki artan ortalama yakıt değerleri size hatırlatmakta gecikmiyor.
Otomobilin diğer bir versiyonu ise 170 HP’lik GT modeli. Bu modelde koltuklar, süspansiyon sistemi gibi farklılıklar bulunuyor. Fakat güç ünitesi olarak her iki modelde de aynı motor kullanılıyor. Yalnızca GT’nin yazılımına (ECU) müdale edilerek 170 HP’ye çıkarılmış, bununla birlikte TSI’ın 220 Nm olan maksimum torku GT’de 240’a çıkmış.
Golf TSI’ın anahtar teslim DSG şanzımanlı versiyonunun fiyatı: 45 bin 100 YTL. Bunun yanında 170 HP’lik GT versiyonun fiyatı ise 55 bin 100 YTL. Aradaki 10 bin YTL’lik fark 40 Hp için değer mi? Ya da Golf GT, GTI modeline çok daha mı yakın? Bu soruların cevaplarını önümüzdeki ay arayacağız.



