İzlenim
 

Chrysler 300C CRD

Chrysler 300C CRD üç litrelik dizel motoru, olağandışı ve etkileyici tasarımıyla yolların yeni Amerikan kralı olmaya aday görünüyor.

EVO PUANI:
Chrysler 300C CRD

Otomobil alırken neye göre karar veririz? Hangi sebepler bizi bir modele ya da markaya yöneltir? Başka bir şekilde söylemek gerekirse hangi gizli umutlar bizi bir modele doğru yürütür ve şayet onu alırsak bambaşka bir insan olacağımıza dair bir ışık verir? bu soruların cevaplarını biliyor değilim, şayet bilseydim Boston’da bahçeli bir evde otururdum. İnsan Chrysler 300C’yi gördüğünde yukardaki ve benzeri sorular akla geliyor fakat hemen akabinde bu otomobilin haşmetli, korkutucu daha doğrusu tehtidkar hali “ben direksiyona geçersem bana da geçer” diye bir düşünce yaratıyor insanın aklında. Chrysler tasarımcıları son on yıldır diğer Amerikan markalarının klasik çizgilerini izlemeyip tamamen farklı bir anlayışa yöneldiler. Örneğin Plymouth Prowler bu konudaki ilk belirgin örneklerden biriydi. Bence yeni tasarım anlayışının ilk örneği Dodge Aurora oldu. Bu otomobillerin yanında Chevrolet’ler ve Ford’lar son derece standart görünmeye başladılar. Tahminimce Chrysler’in iki önemli derdi vardı. Birincisi bir nevi köhneleşmiş Amerikan otomobili tanımını yeniden yazmak ve buna bağlı olarak Avrupa’da da otomobil satabilmekti. PT Cruiser otomobil medyasına tanıtıldığında bir çok kişi Chrysler’in kumar oynadığını düşündü ancak Aurora’da başlayıp, Prowler’da devam eden yeni çizgi nihayet PT Cruiser’de son halini almıştı. PT Cruiser, Amerikan otomobillerini yeniden ikon haline getirmeye çalışan bir tasarım anlayışının ürünüydü. Bariz bir biçimde 40’lı yılların bir gangster otomobili havası taşıyan PT bu aracı kullanana suni de olsa “ben tehlikeli bir insanım” tavrını taşıma hissiyatı veriyordu. Dünyanın genelinde yaşanan güvensizlik duygusu, yöresel savaşlar, terörist saldırılar ve her an beklenen apokalips hadisesi (her ne kadar şaşırtıcı ve akıl dışı olsa da Amerikalıların yüzde altmışı bunu ciddi olarak bekliyor) ganster otomobili tasarımının verdiği hissin başarılı olmasına yol açtı.

Chrysler 300C serisi de aynı tasarım anlayışının ve aynı zihniyetin açık bir yansıması. Seyredenler hatırlayacaktır, David Cronenberg’in “History of Violence” (Şiddetin Tarihi) filminde büyük şehirden küçük kasabaya gelen yaralı yüzlü gangster siyah bir 300C kullanır. Adeta yol boyunca ve kasabaya geldiklerinde de “biz tehlikeliyiz” diye bağırır bu ekip. Nihayetinde son derece de tehlikeli insanlardır. Otomobil alırken neye göre karar veririz sorusuna dönersek 300C insana sahip olmasa bile “tehlikeli” etiketini rahatlıkla yapıştıracak bir otomobil. Başka bir deyişle kalın bir otomobil. Ön ızgaranın aşağıya doğru uzaması bu etkiyi ikiye katlamış. Öte yandan yaklaşık 800 kilometre yol yaptığım 300C durduğum her benzincide, her ışıkta, her yol kenarı kafesinde büyük bir hayranlık ve huşu içinde izlendi. Sanırım genellikle kapı açılıp içinden kısa boylu ve japona benzeyen ben çıkınca otomobili izleyenler Lucky Luciano’nun içerden çıkmasını bekledikleri hayal kırıklığına bile uğradılar diyebilirim. En azından Lucky Luciano değil ama Takeshi Kitano’nın benzeri çıktı diye düşünüp kendi kendime vaziyeti kurtarmaya çalıştım. 800 kilometre yol yaptığım 300C 3 litrelik bir dizel motora sahip. Dizellere karşı olan önyargım her geçen gün biraz daha azalıyor ama bu durum da bir yandan beni üzüyor. Enteresan olan nokta şu ki bu otomobil dizel olmasına karşın gazı köklediğinizde adeta sağlam bir V8 benzinli gibi korkunç bir homurtuyla ileri doğru atılıyor. Bu sesi tarif etmek çok güç, müthiş bir ses, o sesi duyduğunuzda otomobilin azameti ve gücü bir araya geliyor ve bütünleşiyor sanki. Devasa ve gösterişli gövdenin altında kuvvetli ve gerektiğinde benim diyen birçok otomobile toz yutturabilecek bir canavar olduğunu gaza bastığınızda çıkan ses bir kez daha kanıtlıyor. 300C’nin bir başka harikulade özelliği Boston Premium marka ses sistemi. Tek yükleme noktası olmasına rağmen altı CD birden alan bir player’a sahip ve bu player MP3 dahi çalabiliyor. Hoparlörden akan billur sesi ise takdir etmemek insanlığın gelişime karşı hakaret sayılabilir. Standart bir Amerikan özelliği olarak frenler biraz yumuşak, daha doğrusu Alman ve Japon otomobillerine nazaran daha yavaş gibi tepki veriyor. Ancak insan kısa sürede bu özelliğe alışıyor. Düz ve uzun bir yolda bu otomobil hakiki bir canavar, kilometreleri yutuyor, siz ise adeta evinizin koltuğunda oturur gibi rahatsınız ve harika ses sisteminden gelen nağmeleri dinliyorsunuz. Ancak yol virajlı ve zaman zaman bozulduğunda ya da virajı kendinizi kaptırıp süratle alayım dediğinizde Chrysler ağırlığının da etkisiyle havalanmak istiyor. Aynı anda her şeye sahip olmak mümkün değil ve bu olağanüstü tasarım doğal olarak sizi sert virajlarda iyice yavaşlamanız konusunda uyarıyor. Elektronik stabilite düğmesini kapalı konuma getirmemekte fayda var.
Otomobilin 218 beygirlik motor gücü 510 Nm’lik torku sayesinde dur kalklarda adeta bir lokomotif gibi yanınızdaki araçları ezip geçebilirsiniz. Chrysler 300C CRD sahip olduğu kuvvet sayesinde büyüklüğünü, ağırlığını hatta şehir içinde yumuşak süspansiyon sistemini bile bir avantaja çevirebiliyor. Sola dönüşlerde cam direği bir miktar görüş zafiyeti yaratıyor ama genel tasarımın ağırlığı bu tür ufak tefek handikapları yok saymanıza sebep olacak başarıda olduğu için hiç aldırmayacağınız kesin bence.

Şehir içinde hiç bir mekanın kapısından geri çevrilmeyeceğiniz garanti. Chrsyler o kadar gösterişli ki, sıkışık trafikte otomobilin yanına yaklaşan bir mendilci çocuğun “bu araba benim olsun başka hiç bir şey istemem” dediğine tanık oldum. Bu otomobil bir tavır sembolü gibi, ağırlığı var, lüks, hızlı, bütün bakışları üstünde topluyor ve korkutucu. Bir otomobilden başka ne istenebilir ki doğrusu bilemiyorum.
Konsoldaki analog şık saatler geri dönüyor.Mercedes S Serisi ve 300C modaya uyanlardan.

300C CRD kalın, köşeli, kuvvetli ve gazlarken inanılmaz sesler çıkaran bir otomobil. Kaslı çamurluklar ve geniş gövdeye göre dar olan yan camlar otomobilin çizgisini pekiştiriyor.
1957 Chrysler 300C Chrysler’in C 300 serisi 1955 yılında ilk olarak üretildi. Otomobilin tasarımı Studebaker’ a da imza atan Virgil Exner’e aitdi. İkinci savaş sonrası Chrysler’in en büyük rakipleri Ford ve Chevrolet; Thunderbird ve Corvette modelleri ile spor ve hızlı otomobil pazarında büyük bir hamle yapmışlardı. Bu gelişmeler üzerine Chrysler, 5.4 litrelik bir Hemi motorla donatılmış ve 300 beygir koşan 300C modelini piyasaya sürdü. Hemi motoru, Power Flite otomatik şanzımanla da destekleyen Chrysler 300C’nin standart modelini 4055 Dolar’a satışa sürdü. 300C’nin şöhreti Daytona Beach yarışlarında Ford ve Chevrolet’i iki yıl boyunca sürekli geride bırakması ile geldi. 1957 300C 6.4 litrelik bir Hemi ile donatılmıştı ve 375 beygir gücündeydi. Bu model hem Hemi motor tasarımını hem de Chrysler’i otomobil dünyasında unutulmazlar arasına soktu. Retro dizayna sahip göstergeler bir an için 60’lı yıllarda seyahat ettiğinizi hissettiriyor.

 
 
 
Opel Astra GTC Sport 1.6 Turbo
 
 
 

  EVO DEĞERLENDİRME

 
Tasarım, motor, ses sistemi
 
Yumuşak fren
 
 
 

  TEKNİK TABLO

 
Motor: V6, 2987 cc
 
 
Maksimum güç: 218 HP @ 3800 d/d
 
Maksimum tork: 510 Nm @ 1600-2800 d/d
 
Son hız: 230 km/s
 
0-100 km/s: 7.6 sn
 
 
     
AyIn KonularI
 
 
 
 
 
 
 
     
ISINMA TURLARI
 
 
 
 
 
 
 
     
İzlenİmler
 
 
 
 
 
 
 
 


© 2008 Doğuş iletişim