| Yeni 159 tasarımı, eski zamanların isyankar Alfa’sını geri getirmeye aday bazı girişimlerin müjdecisi oldu adeta. | |
Bizim gençliğimizde, Feriköy’ün taşlı yollarında günün standartlarına göre son derece “çıyan” sayılabilecek yere yakın, küçük, ama şisman görünümlü Alfa’lar vardı. Bu kırmızı Alfa’lardan biri mahalleden geçtiğinde herkes çift kale maçını bırakır Alfa’ya bakardı. İki sebepten ötürü: Birincisi, bu otomobiller geldiklerini en az Pangaltı’dan duyurabilecek denli çok gürültülü egzozlara sahiplerdi, ikinci neden ise o zamanların ağır ve genellikle siyah beyaz olan Fransız (afedersiniz) Noir filmlerinin mühim kahramanları ya bu otomobillerle soygun yapıp polisten kaçarlar, yahutta “tahsilata” yine bu Alfa’larla giderlerdi. Aradan geçen zaman içinde Alfa Romeo en azından bizim kuşağın gözünde o eski zamanların imrenilecek otomobili olma özelliğini bir miktar kaybetmişti. Mevcut 159’lar bu durumu değiştirmeye yönelik ilk model oldu. Yeni 159 tasarımı, eski zamanların isyankar Alfa’sını geri getirmeye aday bazı girişimlerin müjdecisi oldu adeta. Derken fuara gittik ve Mito’yu gördük. İlk izlenim itibarıyla hem şaşırdık hem de biraz yadırgadık.


